16 Mayıs 2009 Cumartesi

3. boyut

gelecek program geldi sevgili okuyucular;

önceki konuya değinmek gerekirse;en sevdiğimiz şeydir aslında en ünsüz adamları en ünlü adam yapmak.

ve günün konusu:

bu konunun yetkili kişisi olmayı ben istedim.aslında istemekten ziyade bir görev bilinci,bir aidiyet duygusu oldu.zaten çok sevgili heidi sıranın bende olduğu yazının konusunu -sıraya girdik yani,burdan bu çıkyor - benim adıma belirleyerek belki de benim kıvrım kıvrım kıvranmalarıma bir son vermiş oldu.

şimdi efendim bendeniz bu konuya belki de bazı okuyucularımızın güleceği bir şekilde,ingilizce karakterle "platonic" açıdan kendime bir yol çizerek irdeleyeceğim.gülmek diyorum çünkü okuldaki son senemde kafama eksiksiz bir şekilde yerleşmiş olan bu "platonic point of view" sayesinde pek çok sıkıntımdan rahatlıkla kurtulabiliyorum ve bu durum bir düşününce hakikaten gülünç,ironik,satirik bir durum.lafı uzatmadan başlayalım:

aslında o adam sadece bir gölgeydi.

ben-sen ya da o ya da biz...bir mağaranın içindeydik ve sırtımız mütemadiyen dönüktü dışarıdaki ışığa.sadece duvardaki gölgelerle yetindik onlardan ibaret olduk.olayı ağlamaklı boyutlara getirmek niyetinde değilim,hani derler ya sesli düşünüyorum...sonra sevgili okuyucu bir gün geldi o gölge kayboldu,döndük arkamıza baktık "aa gölgeymiş" dedik.peki o mağaradan çıktık mı,şöyle bir başımızı dışarı uzatıp ne var ne yok baktık mı?hayır.işte bütün mesele buydu belki de.o adamın gölgesi mağarımızın duvarında cirit atarken,adamın kendisi dışarıda belki de fevkalade keyfili bir gün geçirmekteydi.gölgeler değişti ama o adam değişmedi.duvarımıza düşen her gölge o adamın çarpıtılmış suretiydi.ruhsuz.sessiz.ısrarla kendisinden çok şey beklenen karanlık bir imge gözleri bulandıran.ne yapsa aslında yalan.

şimdi ben yine mağaramdan sesleniyorum.hepsi bu.

ne garip değil mi sevgili heidi?birileri televizyonun içine girmekte,birileri bir mağarada duvar resmi olmakta.üç boyutlu gözlüklerle mi bakmamız gerekiyor,bu mudur yani olayımız çözemedim ondan kelli bilmiyorum.

ben galiba bu yalancılığı çok seviyorum.

p.s:bunun üstüne vega dinlemeye ne dersiniz? yalansa yalanı severim...sevmez misiniz? ..elimde değil..

3 yorum:

Android Debris dedi ki...

bende mağaramda ki penceremden bu yazıyı okuyorum ne de iyi yapıyorum.Bir gün mağarama elceğizlerimle hazırladığım kahvemi içmeye beklerim..=)

nazlimu dedi ki...

sevgili android debris,jetgiller mi taş devri mi?

(taş devri diyeceksin.bak küserim.)

Android Debris dedi ki...

taş devri tabi ki neden ısrarla mağara diye tutturduk sanıyorsunuz?